• https://www.facebook.com/igmirkoyu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=908503079957
  • https://www.instagram.com/igmirkoyu/
  • https://www.youtube.com/playlist?list=PLA7VFh21qM_iH_2jkdaJ2xsMWFwWa3dNE

Yerel Deyimler

Ağız aramak:     Birinin niyetini konuşarak öğrenmeye çalışmak.       

Ağız eğmek:      Birine mihnet etmek, ezilip büzülerek rica etmek

Ağız kokusu dinlemek:     Alacaklı birinin başa kakması ile üzülmek. Yersiz  isteklere katlanmak.

Ağız mezelemek:     Birinin konuşması ile alay etmek.

Ağzını kiraya vermek:     Fazla konuşmama hali.            

Ağzının kırımı:     Söylenmek istenen asıl şey, niyet.

Akıllı yanmak:     Bir felaket durumunda aklını kaybetmeden üzülmek.            

Allah Allah ile tay öğretmek:     Zorluk içinde bir işi yapmaya çalışmak.

Ardından taş atsan yetişmez:     Çok hızlı koşmak, kaçmak.

Arka pazarı :Gıyabında.              

Ateş almaya gelmek:     Geldiği yerde fazla kalmak istememek.   

Atta alın yiğitte burun :     Burnu büyükler için teselli edici söz.    

Ayağı yanık kedi:     Çok sokak gezen.

Ayakkabısı (bir yerde) kalakalmak:     Beklenilen yere fazla gelmeyen için kullanılır.        

Aza vermek:     Başsağlığı dilemek.

Bağ elması: Evin oğlunun çocuğu.

Baş-göz etmek : Çoluk çocuğu evlendirmek.    

Başı bozulmak: Eşi ölerek veya boşanarak  dul     kalmak.

Başı göğe değmek : Çok istediği bir şeye sonunda sahip olan için kullanılır.

Başını bağlamak: Evlendirmek.                

Bohçayı atmak: Nişanı bozmak.

Canı burnunun ucunda :Çok  sıkıntıda.

Canını iliğini kurutmak:Çok aşırı üzmek.

Cıngıbatlık çıkarmak: Razı olmayarak itiraz etmek. Oyunbozanlık etmek.         

Cıtlık sakızı gibi: Yapışkan.                

Ciğeri arkasına yapışmak:     Birinin sıkıntıdan çok canı yanmak.

Cin atına binmek:     Aniden aşırı sinirlenmek.

Çala çala bir havaya dönmek:İşlerin zamanla düzelmesi.                  

Çam dibinde büyümek:     Kaba, anlayış ve izandan yoksun. Magandalık.

Çaplı çengelli:Sitemli, kerçli ve dokundurarak konuşma.

Çaya konmak: Dereye çamaşır yıkamaya gitmek.

Çeltik otu ateşlemiş gibi: Sıgara içilen yerde çok fazla duman olması.     

Çingene çalar, kürt oynar : Bir yerdeki düzensizlik, kargaşa, karışıklık.

Çöğ çöğ durmak (Tay tay durmak) :Yürümeye başlayan  çocuğun ayakta durmaya çalışması

Çukurcalı’ nın tekne keseri:Hep kendi çıkarını düşünen.

Dağ elması: Evden gelin olup giden kız evladın çocuğu.

Değirmende yattığına saymak:Bir yerde gönülsüz kalmak, eğlenmek.

Deli kızın çaydan geçtiği gibi: Düzensiz, karışık, sallapati iş tutmak.

Deli kızın derdi başka:Gündem dışı konuşmak veya iş görmek.                      

Dene şekeri:Kolay iş, zorluk çıkarmayan kişi.       

Dirsek çürütmek:Özellikle eğitim görmekle ilgili emek çekmek.  

Dokuz Çarşamba bir arada: Bütün zorlukların bir araya gelmesi.

Dokuz okkalık ağartma tokmağı gibi  :Çok ağır söz ve davranış.

Domuzun yattığı yeri bilmek:Uyanıklık, sinsilik, hinoğlu hinlik. 

Dıraca dıraç (Dirence direnç) gelme:Farklı seviyedeki kişiler arasında olan çirkin tartışma.

Ekmeğini eline almak:Düzenli bir iş sahibi olmak.

Ele karışmak:Çocukların evlilikleri sırasında dünürlerle kurulan ilişki.

Eli (bir işte ) kalakalmak:Eli bir işe yakışmamak, yatkın olmamak.

Elinin gözü olmak:Oyunda beklenilen kâğıt veya taşın önceki oyuncu tarafından atılması.

Elleri yanına gelmek: Bir zorluk karşısında çaresiz kalmak.

Essaha binmek: Bir işin gerçekleşmeye başlaması, şakanın gerçeğe dönmesi.  

Etten önce çömleğe girmek:Sabırsızlık.

Ev görmek:Yeni alınan bir evi ziyarete gidip kutlamak.

Ev köy olmak: Evlenip hayata karışmak.

Fırsat yasırı: Fırsat düşkünü                

Gavurun alabacağı: Uyanık, düzenbaz  kişi.

Gıcırdamaz kağnı: Ağır hareket eden, çabuk olmayan.

Göğe merdiven kurmak:Olmayacak şeyler istemek için yapılan işler.

Göz güheri:El işi için göz ve el emeği çekmek.

Göz kararı: Gerekli miktarı bakarak bilmek, almak.

Göz veremi:Çaresiz hastalık ile yatana bakanın üzüntülü hali.

Göz yaylımını almak:Bir güzelliği seyretmek. 

Gözü vel fecr okumak :Gözün, asıl ilgi alanı dışında da başka şeylerle meşgul olması durumu.    

Gözüne bakmak:     Birini aşırı korumak, sakınma, üstüne titremek.

Gücünü üzmek:     Üzüntü vermek.

Gümüşün kırığı gibi oturmak:     Hiçbir işe yaramadan tembelce oturmak.           

Hak etmek:Biri ile başa çıkmak, dövmek, yenmek, alt etmek.               

Hak olmamak :Bir kimseyi  herhangi bir konuda ikna edememek.

Heryer heryerde:Her şeyin birbirine karışması.

Hora geçer : İşe yarar.

İbrik (Testi) gibi oturmak:Çaresiz ve  bir yerde oturup kalmak.

İçten pazarlıklı: Kişinin işine gelmediği zaman gerçek niyetini saklaması.                 

İğdir güveyi gibi kırıtmak:Düzgün kıyafeti ile çalışmadan durmak, gezmek.

İki elim on parmağım yakanda:     Hakkını helal etmemek.                    

İnce iğnenin gözünden Hindistan’ ı seyretmek:Gözünden bir şey kaçmamak. Olayları  detayları ile dikkatli incelemek.                                                                      

İşi kül:     Hali ve sonu iyi değil, umutsuz, ölümcül.

İyi yere dükkan açmak:      İşlerin olumsuz, başarısız gitmesi, kazanamamak.

Keyif benim köy Mehmet ağanın: Varlıkta gözü olmayıp, miskin ve tembel olma hali.

Kabımızda kaynamaz: Yüz kızartıcı  alışkanlıklara sahip olmadığını belirtmek.     

Kabuğa kıstırmamak:     Adam yerine koymamak                                       

Kabuksuz yumurtlamak:     Heyecanlı ve sıkıntıdan  vakit geçirememek.

Kalkamadığından oturmak:     Uzun zaman sonra çocuğun birden yürümeye başlaması.

Kara fiğ çiçi gibi:     Kapkara, esmer.      

Karada ölüm yok: İşlerin yoluna girmesi hali.   

Karda izini belli etmemek:     Sinsi, içten pazarlıklı.     

Karnı arkasına geçmek:     Çok zayıf veya aşırı acıkma hali.        

Kız evi naz evi:     Dünürlükte kızı alırken bir çok defa gidip gelmek.

Kocası olmak:     Arkadaş, yanından hiç ayrılmayan.                    

Kösüreye tutmak:     Birini zor bir işe görevlendirmek. İkiyüzlülük.

Kös yaylaya göndermek:     Sevilen birine şaka ile eziyet edilmesi.

Kötü köy bellemek:     Birini devamlı azarlayıp durmak.    

Kudurup kuyruğunu eline almak:     Anormal derecede yaramazlık ile çevreyi rahatsız etmek.

Kulak asmamak:     Kendisine söylenenleri, önemsememek.      

Kuyruğu tava sapı gibi olmak:     Açık farklı yenilip suspus olmak.

Kütlük çökmek:     Birden uykusu gelip uyuklamak.                      

Kütü otururken bilmek:     Gözünden bir şey kaçmamak.      

Kütüğü dibinde büyümek:     Ufku,anlayışı az  olmak. Kimseye faydası olmamak.

Mevlam kakacı: Çok aşırı zayıf.

Meymana mesmana:     Hiçbir şeye aldırış etmeden, kendi halinde.

Mürekkep yalamış: Kültürlü, bilgili.    

Oğlak bacağı gibi:     Uzun filtreli sıgara için kullanılır.    

Oğlan içinde kız eşek:     Kızların içinde bulunan erkek çocuk için söylenir.

Oldu olacak kırıldı nacak :     Sonuç ne olursa olsun katlanmaya razı olmak.       

Oyulmadık kabağın içinden çıkmak:     Umulmadık yerde bulunan kimse.

Pılıyı pırtıyı toplamak:     Gitmek üzere eşyaları toplamak.

Sabahı darın etmek:     Sıkıntıdan zor vakit geçirmek.

Samırsağı sirkeyi hesaplamak:     Bir işteki her türlü risk ve masrafı aşırı düşünmek.

Sel getirmiş gibi:     Bir yerde oturup kalmak, kalkamamak.                         

Sel önünden kütük kapmak:     Bir şeye acele ile sahip olmaya çalışmak.   

Somun kağnısı:Gök gürültüsü.

Sövülmedik yeri sırtında kalmak:     Çok hakarete ve küfüre maruz kalmak.

 Söz kesen :     Yemek sonunda gelen tatlı.

Sözümüz sağlığa:     Yapılacak bir iş için sağlıklı olma şartı.

Süt dökülse yalanır olmak:     Bir yerin veya evin tertemiz olması.  

Şeytan şeplemesi:     Yüzünde veya bedeninde fiziksel görünüm itibarıyla tuhaflık olan kimse.

Tebelleş Olmak:     Birinin başından ayrılmamak, dadanmak, ona musallat olmak   

Tekne kazıntısı: Ailenin son çocuğu, son beşik.        

Toncunu oynatmamak:     Söyleneni yapmayan, tepki vermeyen, hareket etmeyen.

Tozut da dayın görsün: İsteği yerine getirilen çocuğa, artık gitmesi için söylenir.

Üzük belli tazı:Aşırı zayıf kimse.

Yağı ile yaza çıkmak:     Sağlıklı, diri bir vücuda sahip olmak.                              

Yere bakan yürek yakan:     Ne düşündüğü belli olmayan.

Yere göğe sığmamak:     Sevinçten ve sıkıntıdan yerinde duramamak.

Yıkık değirmende kırk gün eğlenmek:     Bir yerde gereğinden fazla durmak.    

Yüz göz olmak: İlişkilerde resmiyetin, ciddiyetin kaybolması, aşırı samimiyet.            

Yüze durmak:     Birinin sözüne sertçe karşılık vermek.

Yüze piyaz:     Birinin yüzüne iyiliklerini anlatırken söylenir.           

Yüzlü çıkmak:     Pişkinlik


Yorumlar - Yorum Yaz
Üyelik Girişi
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.171532.3004
Euro34.902035.0419
Nöbetçi Eczaneler
Takvim